Anasayfa / Günün Haberleri / Her yıl tekrarlanan yanlış | Nuri KAYIŞ

Her yıl tekrarlanan yanlış | Nuri KAYIŞ


Üniversiteye öğrenci yerleştirme sistemimiz sorunludur.

Şöyle olması gerekir:

İlgili devlet kurumları ortak bir çalışma yaparak önümüzdeki yıllarda hangi alanlarda elemana ihtiyaç duyulacağını saptamalı, üniversite kontenjanlarını buna göre belirlemelidir.

Bir diğer deyişle üniversiteyi bitiren herkes okuduğu alanla ilgili iş bulabilmelidir.

Bu gerçekleştiği takdirde gençler hayatlarının en dinamik en verimli dönemini boşa harcamamış olurlar.

Ülkenin hukukçu ve eczacıya ihtiyaç yoksa hukuk ve eczacılık fakültelerinin her yıl binlerce yeni öğrenciyle doldurulmasının anlamı var mıdır?

Aynı şekilde, iletişim, eğitim, ziraat fakülteleri mezunları da eğitimleri çerçevesinde iş bulamıyorlarsa adı geçen fakültelere her yıl binlerce yeni öğrenci alınması anlamsız değil midir?

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bugünkü uygulama milyonlarca gence, onların ailelerine ve devlete ağır yükler getirmekten başka işe yaramıyor ne yazık ki.

Sorun yaratmakta mahir, çözmekte beceriksiziz.

Keşke tersi olsaydı.

67 BİN ÖĞRENCİ

Üniversiteye giriş sınavında 67 bin adayın sıfır puan aldığı açıklandı.

Bu üzücü veri karşısında Milli Eğitim, Aile ve Sağlık Bakanlıklarının ortak bir çalışma yaparak şu sorulara yanıt araması ve ortaya çıkan sorunlara göre tavır alması beklenir:

– Başarısız öğrenciler hangi okullarda okuyorlardı?

– Öğretmenleri kimdi, boş geçen dersleri var mıydı?

– Okullarına düzenli olarak gidip geliyorlar mıydı?

– Kaç tanesi dağılmış ailelerin çocuğuydu?

– Ailelerinin ekonomik durumları nasıldı?

– Ruhsal açıdan herhangi bir sorun yaşıyorlar mıydı?

– İçlerinden kaçı özel okullarda eğitim görüyordu?

İLAÇ MI SAATLİ BOMBA MI?

Belinde ve bacaklarında ağrı şikâyetiyle Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Polikliniği’ne başvuran yaşlı hastaya kan, MR ve kemik ölçümü gibi testlerin ardından kemik erimesi teşhisi kondu ve bir yıl boyunca kullanması gerektiği belirtilerek bir ilaç yazıldı.

Hasta, eczaneden aldığı ilacın prospektüsünü okuyunca dehşete düştü.

Özetle şunlar yazıyordu prospektüste: Ağız yoluyla alınan bifosfonat grubu ilaçların kullanımı ile yemek borusu kanseri riskinin artabileceğini bildiren bazı çalışmalar bulunmakla birlikte bu ilişki net olarak kanıtlanmamıştır.

– Bu ilaçla tedavi edilen hastalarda olağan dışı uyluk kemiği kırıkları görülebilir. Bu kırıklar genellikle travma olmaksızın ya da minimal travma ile gelişmektedir.

– İlacı kullananlarda kurdeşen, yutkunmada ve nefes almada güçlük ile yüzde, dudaklarda, dilde ve boğazda şişkinlik gibi reaksiyonlara rastlanabilir. Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahaleyi ve hastaneye yatırılmayı gerektirebilir.

– Mide yanması, yutkunma sırasında ağrı, yemek borusunda yara, bazen şiddetlenen kemik, kas ve eklem ağrısı, eklemlerde şişme, karın ağrısı, ishal, saç dökülmesi, baş ağrısı ve dönmesi de ilacı kullananlarda görülebilen yan etkiler arasındadır.

– Ellerde ve bacaklarda şişkinlik, bulanık görme, tat alma duyusunda bozukluk, ağızda ve çenede ağrı, ağız içinde şişlik ve yaralar, diş kaybı, karında veya midede bazen şiddetli veya kanamalı ülser, yemek borusunda daralma, kulak kemiğinde hasar ise ilacın diğer yan etkileridir.

Yaşlı adam dehşete düştü ve ilacı hemen çöpe attı.

“Vay be!” dedi kendi kendine, “İlaç diye saatli bomba yazılmış bana!”

Kemik erimesinin doğal sonuçlarını beklemeye başladı.

***

Akla ister istemez şu soru takılıyor:

Sağlık Bakanlığı ilaçlara ruhsat verirken gerçekten dört dörtlük bir inceleme yapıyor mu?

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir