Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü savaşın sürdüğü ve Tahran’ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin çıkmaza girdiği bir dönemde imzalandı. ABD’nin İran’a yönelik temel itirazlarından birini, Tahran’ın nükleer faaliyetleri oluşturuyor.
ABD Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre anlaşmalar, ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman tarafından imzalandı.
Bakanlık, iki anlaşmanın onlarca yıl sürmesi ve milyarlarca dolarlık yatırımları kapsaması beklenen ortaklığın hukuki temelini oluşturduğunu belirtti. Açıklamada, işbirliğinin ekonomik ve stratejik hedeflerin yanı sıra nükleer silahların yayılmasının önlenmesine de hizmet edeceği savunuldu.
Wall Street Journal’ın haberine göre anlaşmadaki bir hüküm, ABD’li şirketlerin Suudi Arabistan’da uranyum zenginleştirme tesisi kurmasına olanak sağlayabilir. Ancak ABD Enerji Bakanlığının açıklamasında böyle bir düzenlemeye yer verilmedi. Bakanlık, AFP’nin konuya ilişkin sorularına da yanıt vermedi.
Anlaşma, incelenmek üzere ABD Kongresine sunulacak. Ancak Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongrenin anlaşmanın yürürlüğe girmesini engellemesinin düşük ihtimal olduğu değerlendiriliyor.
ABD Kongresindeki Cumhuriyetçi ve Demokrat bazı isimler ile İsrailli yetkililer, Suudi Arabistan’ın sivil nükleer programına uzun süredir karşı çıkıyor. Muhalifler, programın ilerleyen dönemde nükleer silah geliştirmek amacıyla kullanılabileceğini savunuyor.
Suudi Arabistan ise İran gibi sivil nükleer enerji programı geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtiyor. Riyad yönetimi geçen yıl nükleer silaha sahip Pakistan ile karşılıklı savunma anlaşması imzalamıştı.
Washington, son yıllarda Suudi Arabistan ile yapılacak nükleer anlaşmayı daha geniş kapsamlı bir stratejik paketin parçası haline getirmeye çalışıyordu. Bu plan, Suudi Arabistan’ın İsrail’le ilişkilerini normalleştirmesini ve ABD ile bir savunma anlaşması imzalamasını da içeriyordu.
URANYUM ZENGİNLEŞTİRME TARTIŞMASI
ABD, 2009 yılında Suudi Arabistan’ın komşusu Birleşik Arap Emirlikleri ile de nükleer işbirliği anlaşması imzalamıştı. Ancak BAE, kendi topraklarında uranyum zenginleştirmiyor.
Arap dünyasının faaliyetteki tek nükleer enerji tesisi olan BAE’deki Barakah Nükleer Santrali yakınlarında mayıs ayında bir jeneratör insansız hava aracıyla vurulmuş ve yangın çıkmıştı.
Bölgedeki karar vericiler, İran’ın nükleer silah üretmesi halinde Körfez ülkeleri arasında bir nükleer silahlanma yarışının başlayabileceğinden uzun süredir endişe ediyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise anlaşma resmen açıklanmadan önce Manila’da yaptığı değerlendirmede, işbirliğinin nükleer silahların yayılmasına yol açabileceği yönündeki kaygıları reddetti.
Rubio, Güneydoğu Asya ülkelerinin dışişleri bakanları toplantısı sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin dünyadaki hiçbir ülkeyle nükleer silahların yayılma riskini artıracak bir anlaşma yapmayacağını söyledi.
BÖLGEDE ÇATIŞMALAR GENİŞLİYOR
ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, savaşın bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştırabileceği yönündeki kaygıları artırıyor.
İran’ın Yemen’deki müttefiki Husiler, bu hafta Suudi Arabistan limanlarını abluka altına alacaklarını açıklayarak savaşı genişletme tehdidinde bulundu. Böyle bir ablukanın, uluslararası piyasalara günde milyonlarca varil ham petrol sağlayan sevkiyatları tehlikeye atabileceği belirtiliyor.
Suudi Arabistan ile Husiler geçen hafta karşılıklı saldırılar düzenlerken, gelişmeler 2022’de varılan ateşkesi de riske attı. Husiler, Orta Doğu’daki savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana çatışmaların büyük ölçüde dışında kalmıştı.





