Discover dergisinin haberine göre söz konusu taş işçiliğini Chester Kalesi’nin günümüze ulaşan Norman dönemi kesitleriyle karşılaştıran Ainsworth, kullanılan malzemenin ve yapım tekniklerinin 18. yüzyıla değil, doğrudan Orta Çağ’a ait olduğunu tespit etti.
Bu veri, mimar Thomas Harrison’ın cezaevi ve mahkeme kompleksini kurarken kale mimarisinin Orta Çağ’dan kalan bölümlerini tamamen sıfırladığı yönündeki tarihsel kabulü değiştirdi.
Yüksekliği yaklaşık üç metreye ulaşan yapının boyutlarına dikkat çeken Ainsworth, Harrison’ın Orta Çağ taş işçiliğinin büyük bölümüne dokunmadığını, otopark ve kale kompleksinin altındaki alanlarda daha fazla kalıntının yer alabileceğini kaydetti.
Araştırmacılar, yüksek çözünürlüklü tarama sonuçlarını tarihsel planlar ve haritalarla karşılaştırarak duvarın kesin konumunu belirledi.
Elde edilen bulgular doğrultusunda masif yapının, kale iç avlusunun etrafındaki derin savunma hendeğini aşan bir köprüye destek sağladığı sonucuna varıldı.
Köprünün, 1260’lar ile 1280’ler arasındaki dönemde, eski girişin yerine tahkim edilmiş korunaklı bir kapı binası eklenirken inşa edildiği değerlendiriliyor.
Yapısal tasarımın, Beeston Kalesi’nde iki kuleli 13. yüzyıl kapı binasına ulaşan ve günümüzde kalıntıları görülebilen köprü geçişiyle benzerlik gösterdiği açıklandı.
Beeston Kalesi’ndeki savunma mekanizmasında düşman geçişini engellemek için kullanılan açılır-kapanır köprü sisteminin bir benzerinin Chester Kalesi’nde de yer aldığı, yeni tespit edilen duvarın bu güvenlik ağının parçası olduğu kaydedildi.






